Dibe vurduğunu sanıp,bir dip daha olduğunu kesfedebiliyordu insan.

Dibe vurduğunu sanıp,bir dip daha olduğunu kesfedebiliyordu insan.

Duygulara kimse karşı koyamaz.  Oradadırlar ve her türlü bastırma girişiminden bağımsızdırlar. İnsan yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur.

Duygulara kimse karşı koyamaz. Oradadırlar ve her türlü bastırma girişiminden bağımsızdırlar. İnsan yaptığı bir hareket, söylediği bir söz yüzünden kendine kızabilir ama yaşadığı bir duygu yüzünden kızamaz, çünkü duygularımız üzerinde hiçbir gücümüz yoktur.

Bu dünyada iz bırakan insanların çoğu, uslu uslu oturmayan, akıllı uslu öğütleri dinlemeyen ve kendi kararlarını kendisi verip, kendi yolunu çizenler gemilerini yapmaktan korkmayanlardır. Yaşam büyük ve güvenli gemilerle sakin bir gezi mi, yoksa kendi teknenizle soluk soluğa bir yolculuk mu olmalı, bunun seçimi size kalmış..

Ger kurmê darê ji darê nebe, zewala darê na be.
Ağacı kemiren kurdu yaratan da ağacın kendisidir.

Bu şehrin (stockholm) tuhaf bir etkisi var üzerimde. Ne zaman Türkiye’deki, yürek atışlarından bile daha hızlı atan hayatın ritmi karşısında bunalsam, gündelik siyasi kısır tartışmaların cenderesinde kendimi soluksuz hissetsem, dedikoduların, birbirini çekemeyen bir yığın insanın küçük hesapları içinde kafam karışsa kendimi bu dingin, huzurlu, sessiz ve güvenli şehre atarım. Üzerimden bir kamyon geçmiş gibi bir süre bulunduğum yere yığılı kalır, sonra buranın bu mevsimde karla kaplı tertemiz havasına kendimi teslim eder, kulaklarımdaki uğultu geçer, yazının büyülü dünyasına dalar, hayal aleminde her şeyden habersiz yaşar giderim..

Yolsuzluk, rüşvet hiç kimsenin umurunda değil.Tabii yönetenler de bunu bilerek davranıyor. Çünkü Türkiye’de herkes küçük bir işletme. Adam 2000 TL’lik maaşıyla bir tane Doblo almış. Karısı çalışıp 1500 TL alıyor. Yaklaşık 5000 TL giriyor eve. Doblunun taksidi ödeniyor mu ödeniyor. Aman düzenim bozulmasın. ’ Benden mi yedi ’ diyor. Gelir dağılımının adaletsizliği üzerinden herkesi böyle bir küçük işletme gibi yaparsanız, bu insanları sarsmak ‘isyan edin’ demek çok zordur. ‘Abi Doblonun taksidi’ der size. Böyle bur korku. Bu tüm dünyada yönetenlerin hep işine gelmiştir. Mesela, aileyi çok savunurlar ve herkesin aile olmasını isterler. Aile tehlikesizdir çünkü onlar için. Aile işin içine girdiği zaman sorumluluk başlar. Bunlar dünyanın tüm yönetenleri için son derece faydalıdır. Din son derece faydalıdır. İsyan etmekten alıkoyar sizi.

Bir ulusun türkülerini yapanlar
Yasalarını yapanlardan daha güçlüdür.

Ne geriye bak kızgınlıkla,
Ne de ileriye korkuyla..
Sadece etrafına bak ‘Farkindalikla’

Dünyayı bugünkü durumuna getiren nedir, bilir misin? Yarım işler, yarım konuşmalar, yarım günahlar, yarım iyiliklerdir. Sonuna kadar git be insan !

Evîna te ez bernedam
Birçî mam, tî mam
Xayîn, tarî bû şev
Can xerîb,
Can bêdeng,
Can parçe parçe
Û dêsten min di kelemçê de
Bê titûn, bê xew mam

Ehmed Arif

Herkesin maskesini çıkarıp atmak zorunda kalacağı bir gece vaktinin geleceğini bilmiyor musun? Hayatın her zaman kendisiyle alay ettireceğini mi sanıyorsun? Bundan kaçmak için gece yarısından biraz önce sıvışabileceğini mi zannediyorsun? Yoksa ondan dehşete kapılmıyor musun? Bu hayatta insanlar gördüm, öylesine uzun zamandır başkalarını kandırmışlardı ki en sonunda gerçek mizaçları ortaya çıkamaz olmuş; saklambaç oynayan insanlar gördüm o kadar uzun zaman oynamışlardı ki, en sonunda delirip o ana kadar gururla sakladıkları gizli düşüncelerini iğrenç bir şekilde başkalarının gözüne sokmuşlardı. Peki, sonunda mizacının bir çokluğa dönüşmesinden, açıkçası çok sayıda olmaktan, o mutsuz şeytaniler gibi bir lejyon olusturmaktan ve bu şekilde bir insanda bulunan en içteki, en kutsal şeyi,kişiliğin birleştirici gücünü kaybetmiş olmaktan daha korkutucu bir şey düşünebiliyor musun?

Başımdan geçenleri benden daha ilginç buluyordu. İçimdeki derin ve köklü karanlığın farkında bile değil. Çünkü insanları konuşarak tanıyamazsınız. Konuşmak,canlı yaratıklar arasında ki en etkisiz iletişim aracı. Dil, yalan söylüyor, olanları çarpıtıyor, insanların hiç bıkıp usanmadığı klişeleri tekrarlıyor. Bu yüzden insanları dinlemek, onları anlamak için yeterli değil.

Zülfü Livaneli

Bir güz düşünün ki Ömür hanım, ilk yazı olmamış, yazı yaşanmamış,böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? Başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir? Yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir. Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de ?

Şükrü Erbaş

İlgilenenler yazıldığı üzere iletişime geçebilirler.
Buarada kursun ücretsiz olduğunu da belirtmek isterim.